İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İzmir’de Uluslararası 1’nci Dünya Savaşı Sempozyumu Gerçekleştirildi ve Osmanlı Belgelerinde 1’nci Dünya Savaşı Sergisi açıldı.

İzmir Valiliği(BHİ) Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesinin ortaklaşa düzenlediği Uluslararası 1. Dünya Savaşı Sempozyumu İzmir Valisi Mustafa Toprak’ın katılımıyla gerçekleşti.
Ege Üniversite Atatürk Kültür merkezinde gerçekleşen törene; İzmir Valisi Mustafa Toprak, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs, Devlet Arşivleri Genel Müdürü Doç. Dr. Uğur Ünal, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Prof. Dr. Refik TURAN, , İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Galip Akhan, Ege Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Semih Ötleş, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Recep Yaparel, yurtdışı ve yurtiçindeki değişik üniversitelerden çok sayıda bilim insanı akademisyen  ve diğer ilgililer katıldı.
Sempozyumda Konuşan Vali Toprak; Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanımıza,Türk Tarih Kurumu Başkanımıza, Devlet Arşivleri Genel Müdürümüze, İlimizden katılan değerli Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörümüze, Dokuz Eylül ve Ege Üniversitelerimizin  değerli Rektör Yardımcılarına ve siz değerli yurt içinden yurt dışından üniversitelerimizden gelen akademi dünyasının değerli temsilcilerine hoş geldiniz demek istiyorum ve sizleri istiklalimizin istikbalimizin önemli bir kenti İzmir’de kurtuluşa giden kuruluşa giden bu önemli kentte ağırlamaktan da büyük bir onur duydumuzu ifade etmek istiyorum.
Değerli konuklarımız bugün burada Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumumuzun Ege, Dokuz Eylül, Katip Çelebi işbirliğiyle düzenlenen Uluslararası 1. Dünya Savaşı Sempozyumunu hep birlikte idrak ediyoruz.  Öncelikle il dışından, ülkelerden gelen saygıdeğer misafirlerimize hoş geldiniz demek istiyorum.
Böylesine önemli bir sempozyumun ilimizde düzenlenmiş olmasından büyük bir mutluluk duyduğumu, ayrıca ifade etmek istiyorum. Zaman zaman çeşitli vesilelerle dile getirdiğimiz konular vardır ama bugün tam yeridir diye o gündeme getirdiğim konuları bir kez daha burada üzerinden geçmek istiyorum.
Malumlarınız olduğu üzere hatırlama yeteneği ve edindiği tecrübeler, insanoğlunun hem tehlikelerden korumakta hem de gelişmesini sağlamaktadır. Bunun en önemli araçlarından biri de şüphesiz ki tarihtir.
Tarih; milletler için ortak bir dil ve bilinçtir geleceklerini şekillendirmelerini sağlayan dinamikleri de içeren önemli bir olgudur.

Tarih sadece geçmişten gelen olayları nakletmekle kalmaz, aynı zamanda bu olayların günü ve geleceği nasıl etkilediğinin ya da etkileyeceğinin tartışılmasını sağlıyor.
Dolayısıyla bir bakıma tarihsel bilgiyi bilimsel düşünce düzeyine ulaştırabilme, tarihsel olayla olguları akılcı bir analizle tarih tutma, tarihi akıl rehberliğinde anlamlandırma çabaları olarak tanımlanan tarih şuuru büyük bir önem taşımaktadır.
Nitekim insanlık tarihinde kadim milletlerin, güçlü medeniyetleri tesis eden toplumların daima tarih şuuruyla hareket ettiklerini bundan da azami derecede yararlandıklarını biliyoruz. Bu nedenle tarihi, bir şuur kaynağı haline getirmemizin, insanlarımıza genç kuşaklarımıza tarihimizi, tarihi olaylarımızı ve şahsiyetlerimizi objektif bir biçimde öğretmemizin büyük önem arz ettiğine inanıyorum.
İnsanlık tarihinin en büyük yıkım ve trajedilerinden biri olan 1. Dünya savaşının, tüm boyutlarıyla farklı bilim dalları tarafından ele alınmasının ve sağlıklı sonuçlarının hedeflendiği uluslararası 1. Dünya Savaşı Sempozyumunu bu bağlamda değerlendiriyorum. Sempozyumun başarılı ve verimli geçmesini de temenni ediyorum.
Bu vesileyle bizlere konuyla alakalı bilgi birikimlerini aktaracak saygıdeğer bilim insanlarımıza ve konunun uzmanlarına da şükranlarımı sunmak istiyorum. Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Başkanlığı, Ege, Dokuz Eylül, Kâtip Çelebi Üniversitelerimizin saygıdeğer rektörleri, yöneticileri ekipleri başta olmak üzere sempozyumu organize eden ve organizasyonda yer alan değerli hocalarımıza da bir kez daha şükranlarımı sunmak istiyorum.
Sizlerinde bildiği üzere 1. Dünya Savaşı insanlık tarihinin en büyük yıkım ve trajedilerinden biridir.  Türk Milletinin baş aktörlerinden biri olduğu bu savaşta 10 milyon insanın öldüğünü, ülkelerin yakıp yıkıldığını, yerle bir edilip sınırların daha önce görülmemiş bir biçimde yeniden çizildiğini biliyoruz.

Bu savaşta vatanımıza, sınırlarımıza karşı başlatılan mütecaviz hamlelerin giderek uluslararası bir paylaşıma dönüşmesi sonucu, çok şey kaybettik çok yıkımlarda yaşadık. Bir tarihçimiz 4 yıl süren savaşta Osmanlı Devletimizin 2 milyon 80 bin genci vatan hizmetine çağırdığını,  bunun %56’sının yani 984 bin insanın maalesef kaybedildiğini ve savaşın başında 3 milyon km2 olan vatan toprağının belki daha büyük olarak da ifade edebiliriz,bugün 785 bin m2ye sıkıştırılıp yani savaşta 2 milyon 200 bin km2 toprağımızı kaybettiğimizi 1914’ teki vatanımızın  %70’inin artık milli sınırlarımızın dışında olduğu acı gerçeğini hafızalarımıza kazımaktadır ve özellikle 100 yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen sebepleri, sonuçları ve etkileri hala devam eden ve bu yönüyle de bir anlamda bitmemiş bir savaşın sebeplerini sonuçlarını ve etkilerini bütün kodlarıyla öğrenmenin ve bunu bir tarih bilinciyle tutmanın kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu da görüyoruz.
Dolayısıyla 1. Dünya Savaşı ve sonuçlarının bir kez daha ele alınmasının ve burada özellikle, Osmanlı-Rus penceresi açısından konunun değerlendirilmesinin de tüm yaşanan sorunları çözmeye yönelik görüş ve öneri ve uygulamalarında büyük önem taşıdığını görüyoruz. Bu savaşın önemli bir bölümünü teşkil eden Türk-Rus ilişkilerinin ayrı bir başlık altında ele alınmasını bir kez daha ifade ediyorum ki önemlidir.
Malumunuz olduğu üzere kuzey komsumuz Rusya ile ilişkilerimizin köklü bir geçmişi de bulunmaktadır.  Rusya ile diplomatik ilişkilerimizin başlangıcı Rus Çarı 3. Ivan’ ın İstanbul’da bir heyet gönderme yönündeki yazılı talebinin iletildiği 1492 yılı olarak kabul edilmektedir.

Geçen 523 yıllık zaman diliminde savaşların yaşandığını belirli koşullar çerçevesinde, iş birliklerinin ve konjonktürler ortak politikaların yürütüldüğü de  görülmektedir. Başka bir haliyle tarih kültür ve ortak coğrafyadan kaynaklanan Avrupa ve Asya özelliklerini paylaşan iki ülke arasındaki ilişkilerin tek düze olmayıp çalkantılı bir süreç izlediğini de biliyoruz ve görüyoruz.
Özellikle jeo-stratejik açıdan büyük öneme sahip Karadeniz,  Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya İmparatorluğu arasındaki ilişkilerin en önemli mücadele unsuru olmuştur.
Her iki ülkenin Karadeniz’e açılan ülke olması, boğazlar ve ülkemizin jeo stratejik konumu ve zaman zaman emperyalist amaçların ön plana çıkması nedeniyle birçok savaşın diplomatik mücadelenin ve siyasal sorunların yaşandığını bununla birlikte yer yer yardımlaşmanın, dayanışmanın,  dostlukların veya mesafeli duruşların da sergilendiğini görüyoruz.
Osmanlı Devleti 18. yy başlarına kadar savaşlara kendi gücüyle katılmış, ancak 19. yüzyıldan itibaren zayıflamasıyla birlikte kendisine yönelik tehditleri bir büyük devleti de yanına alarak göğüslemeye çalıştığını da gözlemliyoruz. Bunu yıllar itibariyle ülkeler arasındaki değişikliğinde görüyoruz ve en sonunda Almanya ile gelişen zamanla kader birliğine sürükleyerek 1. Dünya savaşına sürükleyen bilinen dramatik sonuçları da hazırladığını bir kez daha bende ifade etmek istiyorum.
Şüphesiz ki bu ve benzeri konular 3 gün sürecek sempozyumda konunun siz değerli uzmanları tarafından dile getirilecektir. Böylesine güzel platformlarda bizleri dahada aydınlatacak yol gösterecek görüşlerin değerlendirmelerin saygıdeğer bilim insanlarımız, akademisyenlerimiz tarafından ortaya konulacağını da biliyorum.
Sempozyumda 3 gün yapılacak oturumlarda konuların detaylı bir biçimde ele alınacağını, bunun hepimiz için tarihimiz için tarihi geçmişimiz için ve tarihten ders alarak geleceğe bakmamız için önemli bir tarih şuuru ve bakış açısı geliştireceğini de biliyorum.
Malumunuz olduğu üzere diğer milletler gibi Türk Milletinin de geleceğe yönelik vizyonu ve büyük hedefleri var. bu tür organizasyonların aynı zamanda böyle ulvi amaçlar için bir araya gelmenin ve bu büyük hedeflerle birleşmenin de kültürünü geliştireceğine inanıyorum. Sözlerime son verirken bilgi birikimlerini bizlerle paylaşmak suretiyle 1. Dünya Savaşı başta olmak üzere tarihsel olay olguları akılcı ve analize tabi tutmamıza ve anlamlandırmamıza kadar katkı sağlayacak saygıdeğer bilim insanlarımıza ve organizasyonda emeği geçenlere bir kez daha teşekkür ediyorum, sempozyumun hayırlı geçmesini diliyor hepinizi saygıyla selamlıyorum” dedi.
Sempozyumun açılış konuşmalarından sonra Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanının yönetiminde ilk oturum gerçekleştirildi.
İlk oturumun ardından Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün hazırladığı “Osmanlı Belgelerinde 1’nci Dünya Savaşı” Sergisi  Vali Toprak ve katılımcıların iştiraki ile açıldı.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir